23 Ekim 2016 Pazar
Sonu Gelmeyen Karalama
Bugün bir kez daha gerçekliğe uyandım.Zaten hep düşünürüm büyümek çok zor diye.Bir yanım büyüyüp özgür olmak istiyor sorumluluk kafesinde,diğer yanım çocuk kalmak istiyor küçücük odamdaki sınırsız hayal dünyamda.Bazen oluyor öyle huzur kokan hayal dünyasından kaos kokan gerçekliğe düşüşlerim.Bize hep başka türlü yaşayamayacağımız söyleniyor, hayat da bu söylenilenlerin aksini yaşatmıyor zaten.Astronot olmak isterken,kimsenin gidemediği yerleri düşlerken bir sürü evrağın içinde büyük hayallerden sıyrılmış olarak buluyoruz kendimizi.Gerçekliğin,monotonluğun,görmüş geçirmişliğin izleri hep bunlar.İnsanlar hayallerini bıraksalar da geride, o yaranın izlerini taşır hayatı boyunca. Kanamasa da olur o yara, izi bile yetiyor çoğu zaman içlenmemize.Ne istiyorduk,ne olduk? "Buna da şükür" hayatımızın temel taşı olmuş,bununla avutuyoruz yıllarca kendimizi.İçimiz tertemizken koskoca hayaller kuruyoruz sonra içimiz kirleniyor gerçeklik baharatından tadıyoruz unufak kalıyor hayallerimiz.Elimizdekine sıkıca sarılmamız öğütleniyor,risk bile alamıyoruz bunu da kaybederiz diye.Biraz fazlasını istesek aç gözlü oluyoruz.Hep bunu da bulamayanları düşünüyoruz.Bu düşünce rahatlatıyor da bir süre ,bir sonraki iç çekişimize kadar yani.Öyle bir halka oluşturduk ki kimse bu kısır döngüden çıkamıyor.Büyük hayalleri olan insanlara gülüyoruz, "yapamazsın" diyoruz,"olmaz" diyoruz kolundan çekiveriyoruz halkamıza.Kimse kıramıyor bu halkayı çünkü öylesine sağlam bir halka bu.Ya bunun bir parçası olacaksın ya da hiç bulaşmayacaksın,kimseyi takmadan büyük hayallerinle ve azminle yaşayacaksın.Şimdi düşünelim hayallerimizi ,nelerin değiştiğini.Mesela ne olmak isterdik küçükken,nelere inanırdık,neleri severdik,en çok ne isterdik?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)